Deniz Kahraman

22 Mart 2016 Salı

Borsa İstanbul'da Mola

Piyasalar güne Belçika’nın Başkenti Brüksel’de meydana gelen terör saldırılarıyla başladı. Havalimanı ve Metro’da meydana gelen saldırılar sonrasında Avrupa alarm durumuna geçti.  Brüksel, Avrupa Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu gibi Avrupa Birliği’nin resmi organlarına ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda NATO Merkez Karargâhı da Brüksel’de.

Brüksel’de meydana gelen olay sonrasında, Eurostoxx 600 endeksi %1’e yakın değer kaybederken, Avrupa Borsaları’nda yaşanan satış dalgası BIST100 endeksinin günün ilk yarısında %1,99 oranında gerilemesine neden oldu.


Borsa İstanbul 15 Şubat – 22 Mart tarihleri arasında yaklaşık %20 yükseldi.

Borsa İstanbul’u 70.000 seviyesinden 83.500 seviyesine taşıyan gelişmeler şunlardı;
1)  Fed’den 2016 yılında daha az sayıda faiz artışı beklenmesi
2) 5 Mart 2016 tarihinde, Çin Ulusal Halk Kongresi’nde Çin ekonomisini desteklemeye yönelik kararlı adımların sunulması
3) Çin ekonomisine yönelik iyimser havayla birlikte emtia fiyatlarının yükselişi
4) Emtia fiyatlarının yükselişiyle birlikte TL ile korelasyonu yüksek emtia paralarının (AUD, CAD, NZD) değer kazanması
5) Şubat – Nisan döneminde Türkiye’de enflasyonun düşeceği yönünde beklentilerin, tahvil faizlerini aşağı çekmesi

25 işlem gününde %20 oranında yükselişe tekabül eden harekette, yorgunluk işaretleri gelmeye başladı. Yükselişi destekleyen sebeplerde keskin bir dönüş sinyali henüz yok. Fakat, üst üste gelen yurtiçi ve yurtdışı terör olayları, Fed üyelerinden Nisan veya Haziran ayında faiz artırımına dair gelen açıklamalar endeksin 84.000 hedefine yakın seviyeden geri dönmesine sebep oldu.

1 yıllık mevduat faizinin %11 seviyesinde olduğu konjonktürde Borsa İstanbul’da yaşanan %20’lik prim azımsanamaz. Her yükselişin doygunluk noktasına ulaşması kaçınılmaz olduğuna göre, yaklaşık bir ayda yakalanan kazancın realize edilmesi de makul karşılanmalı.

Teknik analiz açısından yaşanan hareketi değerlendirdiğimizde:

Aşağıdaki grafikte, 3 temel seviyeden söz edilebilir.
1) BIST100 endeksi 79.950 seviyesi üstünde kaldığı sürece, bir kez daha 83.500 direnci test edilebilir. Burada koşul, gün sonu kapanışların 79.950 seviyesi üzerinde olmasıdır.
2) Borsa İstanbul’da 79.950 seviyesi altına inilmesi durumunda, endekste yükselişin sona erdiğini varsayabiliriz. Bu ihtimalde 78.780 seviyesini destek seviye olarak takip edeceğiz.
3) Yaşanan geri çekilmeyi hareketli ortalamalarla takip etmek durumundaysak, 55 periyotluk hareketli ortalamayı izlemekteyiz. Bu hareketli ortalama 80.820 seviyesine karşılık geliyor. 80.820 seviyesi endeksin geri çekilmesinin devamı halinde destek olarak gördüğümüz diğer bir seviyedir.

3 Temel Seviye
Güçlü Direnç: 83.500           
Ara Destek: 81.600
Güçlü Destek: 79.950

Hareketli Ortalamalar
55 Saatlik Ortalama: 80.820
144 Saatlik Ortalama: 78.780


Deniz Kahraman

Fed ve İşsizlik

ABD istihdam piyasası, küresel finans krizi sonrasında önemli ölçüde aşama kaydetmiş durumda. Fed, istihdam piyasasında “gelişmenin sürmesi” durumunda, verilere bağlı olarak “herhangi bir toplantıda” faiz artırımına devam edebilir. 15-16 Mart tarihinde yayınlanan Fed/FOMC toplantı metni, istihdam piyasasının güç kazandığına işaret ediyor.


ABD’de işsizlik Şubat ayında %4,9 oranında sabit kaldı. ABD kongre bütçe ofisi, tam istihdam seviyesine ulaşılacak işsizliği (NAIRU) %4,8 oranında tanımlamakta. Grafikte, on yıllık dönemde işsizlik oranı gösteriliyor. İşsizlik, 2008 yılında yaşanan küresel finans krizinden bu yana gerilemeye devam ediyor.


Kaynak: St. Louis Fed

2016 İşsizlik Tahminine Nasıl Ulaşılabilir?
İşsizlik oranı, Şubat ayı itibarıyla %4,9 seviyesinde. Tarım dışı istihdam rakamı ise, son 12 aylık dönemde aylık ortalama 226 bin kişi arttı. Grafikte, tarım dışı istihdam değişiminde 12 aylık dönem gösteriliyor.

Fed üyeleri, 2016 yılında ABD işsizlik oranını %4,6-4,8 aralığında öngörüyor. İşsizlik oranının 2016 yılı sonunda %4,6 seviyesinde gerileyebilmesi için, aylık ortalama 160.000 yeni iş yaratılması gerekiyor. Atlanta Fed tarafından oluşturulan hesaplama modeliyle bu rakama ulaşılabiliyor. Model, hedeflenen işsizlik oranına erişebilmek için aylık bazda yaratılması gereken istihdamı gösteriyor.

Deniz Kahraman

18 Mart 2016 Cuma

TCMB Faiz Kararına Doğru

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu toplantısı sonuçları 24 Mart Perşembe günü açıklanıyor. TCMB en son toplantıda politika faizini değiştirmemişti.

Politika Faizi: %7,50 (Önceki: %7,50)
Borçlanma Faizi: %7,25 (Önceki: %7,25)
Marjinal Fonlama Faizi: 10,75% (Önceki: 10,75%)

Son Durum:
1) Para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacaktır.
2) TCMB getiri eğrisini yataya yakın tutarak likidite koşullarını sıkı tutmaya devam etmektedir.
Şubat ayında TÜFE yıllık bazda %8,78 seviyesine geriledi (Ocak: %9,58). 2015 yılı Ocak ve Nisan ayları arasında enflasyonun 11 yıllık ortalama üstünde olması nedeniyle, Mart ve Nisan’da enflasyon baz etkisiyle gerilemeye devam edebilir. TCMB üyeleri de Şubat ayından itibaren enflasyonun düşüş trendine girmesini bekliyor.
3) TCMB para politikası açısından I endeksinin 3 aylık hareketli ortalamasını takip ediyor. Şubat ayı itibarıyla ortalama %9,62 seviyesine yükseldi (Ocak: %9,45).
4) TCMB üyeleri, enflasyon beklentilerinde 12 aylık dönemi para politikası açısından yakından izliyor. Şubat ayı Beklenti Anketi’nde 12 ay sonrası TÜFE beklentisi %7,96 seviyesinde gerçekleşti. 21 Mart Pazartesi günü açıklanacak ankette, 12 ay sonrası TÜFE beklentisinin gerilemesi durumunda, TCMB faiz indirimi yönünde adım atabilir.
5) Küresel para politikaları, destekleyici olmaya devam ediyor. Son toplantıdan bu yana, Avrupa Merkez Bankası, oldukça kapsamlı bir parasal genişleme paketi açıkladı. Fed, küresel ekonomik gelişmelerden duyduğu endişeyle faiz artırım tahminlerini düşürdü.

Getiri Eğrisi Yataya Yakınsıyor
Getiri eğrisi, borçlanma araçlarının faiz oranlarıyla vadeleri arasındaki ilişkiyi göstermektedir.
1) Artan eğimli getiri eğrisi, uzun vadede enflasyonda artış beklentisi içinde olunduğunu, bu nedenle uzun vade için daha yüksek faiz talep edildiğini göstermektedir.
2) Azalan eğimli getiri eğrisi, uzun vadede enflasyonda düşüş beklendiğini, bu nedenle kısa vadeli faizlerin uzun vadeli faizlerden yüksek olduğunu göstermektedir.
3) Yatay getiri eğrisi ise uzun vadeli faizlerle kısa vadeli faizlerin yakın olduğunu göstermektedir. Bu durum enflasyon beklentilerinin istikrarlı olduğunu göstermektedir. MB tarafından tercih edilen bir durumdur. TCMB kısa vadeli faizleri kontrol ederek getiri eğrisi üzerinden fiyat istikrarını sağlamayı amaçlamaktadır.

Aşağıdaki grafikte, kırmızı renkle 17 Mart’a ait getiri eğrisi gösteriliyor. Küresel piyasalardaki iyimser hava ve enflasyonun düşmesiyle getiri eğrisi 23 Şubat 2016 tarihine göre aşağı doğru kaydı. Bu durum, enflasyon beklentilerinin düştüğünü göstermekte.

Kaynak: Rasyonet


TCMB 24 Mart tarihli toplantıda, küresel para politikalarından destekle faiz koridorunun üst bandında indirime gidebilir. MB üyeleri, mevcut likidite koşullarında “daha dar“ bir faiz koridorunun kabul edilebilir olacağını ifade edebilir.

Deniz KAHRAMAN

16 Mart 2016 Çarşamba

Fed/FOMC Bilgi Notu (Mart 2016)

Fed faiz kararını 16 Mart Çarşamba günü saat 20:00’da açıkladı. Fed Başkanı Janet Yellen 20:30’da basın toplantısını gerçekleştirdi.

15-16 Mart Fed/FOMC Toplantısından Notlar
1) Fed, faizleri %0,25-0,50 seviyesinde sabit tuttu.
2) Komite üyeleri, ekonomik koşulların "sadece kademeli" faiz artışlarını desteklediğini ifade ediyor.
3) Fed üyeleri,  ekonomik büyüme, enflasyon ve işsizlik oranı tahminlerini güncelledi. Büyüme ve enflasyon tahmini "aşağı yönlü" olarak revize edildi.
4) Toplantı metninin ekinde sunulan "dot-plot" çalışması, Fed üyelerinin faizleri yıl sonunda hangi seviyede gördüğünü gösteriyor. Aralık'ta sunulan çalışma, 2016 yılında "dört" faiz artışına işaret etmekteydi. Mart'ta ise, 2016 yılında "iki" faiz artışı beklendiği görülüyor.
5) Fed, para politikası "destekleyici" olmaya devam edecek.
6) Fed üyelerinden hiçbiri, enflasyonu gelecek 3 yılda %2 üstünde görmüyor.

Deniz KAHRAMAN

15 Mart 2016 Salı

Yellen Rüzgarı

Fed faiz kararını 16 Mart Çarşamba günü saat 20:00’de açıklayacak. Fed Başkanı Janet Yellen 20:30’da ekonomik projeksiyonları açıklamak ve soruları cevaplamak üzere kürsüde olacak.

26-27 Ocak Fed/FOMC Toplantısından Notlar;
1)  Fed enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlediğinden “oldukça emin” olduğu için ilk faiz artışına Aralık 2015 toplantısında başlamıştır.
2) Komite üyeleri tarafından Ocak’ta aşağı yönü risklerin arttığına dikkat çekilmişti. Böylelikle çıkış sürecinin “daha geniş bir takvime yayılması” beklenebilir.
3) Düşen emtia fiyatları ve finansal piyasalarda artan risklerin ABD ekonomisi üzerinde risk yarattığına dikkat çekildi.
4) Fed üyeleri Aralık’ta 2016 yılında dört faiz artışı yapılmasını beklemekteydi.
5) İstihdam piyasasına yönelik göstergeler “cesaret verici” olarak tanımlanırken, harcamalar ve üretim verilerinin “hayal kırıklığı yarattığı” kaydedilmişti.
6) Fed üyelerine göre, enerji fiyatlarının “daha fazla düşüşü” ve doların “daha fazla değer kazanması” enflasyonun %2 hedefine daha geç ulaşmasına neden olabilir.
7) Ocak ayı toplantısında, bazı komite üyeleri, ikinci kez faiz artışına başlamadan önce enflasyonun %2 hedefine ulaşacağı yönünde “daha fazla kanıt” görmek istediğini ifade etmişti.

Faiz Vadeli Kontratları
Fed faizlerine ilişkin piyasa beklentisine, faiz vadeli kontratlarından ulaşmak mümkün. 14 Mart itibarıyla, faiz vadeli kontratları (FFR Futures) Mart’ta faizlerin artırılmasına %4 ihtimal veriyor. İhtimal, 1 ay önce %2 seviyesindeydi. Haziran’da faiz artırım ihtimali ise %50,8. 1 ay önce ihtimal %11,6 seviyesindeydi. Grafikte, ikinci faiz artışının Haziran’da yapılma ihtimalinin bir ay öncesine oranla yükseldiği görülüyor.


Bu durum, piyasalarda yaşanan oynaklığın ekonomik görünüm üzerindeki etkilerinin, piyasa tarafından “geçici” olarak değerlendirildiğini gösterebilir.

Kaynak: Bloomberg

Doların Değeri
Fed üyeleri, doların değerini yakından izliyor. Burada izlenmekte olan, ticaret ağırlıklı dolar endeksi. Ticaret ağırlıklı dolar endeksinin hesaplanmasında, ticaret hacmi dikkate alınıyor. Endeks, ABD’nin önemli ticari ortaklarının para birimlerine karşı, doların değerini ölçmekte. Aşağıdaki grafikte, doların Haziran 2014’ten bu yana hızla değer kazandığı görülüyor. Doların değer kazanmaya devam etmesi, ithal malların fiyatının düşmesine, dolayısıyla da enflasyonun düşüşüne neden olmakta. Fed üyeleri durumu endişe kaynağı olarak değerlendirmekte.


16 Mart’tan Ne Beklenmeli?
1) Fed üyeleri, ekonomik büyüme, enflasyon ve işsizlik oranı tahminlerini güncelleyecek. Ekonomik büyüme ve/veya enflasyon tahmininin aşağı çekilmesi durumunda dolar değer kaybedebilir. İşsizlik oranı tahminin aşağı çekilmesinde ise dolar değer kazanabilir.
2) Toplantı metninin ekinde sunulacak “dot plot” çalışması, Fed üyelerinin faizleri yılsonunda hangi seviyede gördüğünü gösteriyor. Aralık 2015’te sunulan çalışma, 2016 yılında “dört” faiz artışına işaret etmekteydi. Mart’ta ise, 2016 yılında “daha az sayıda” faiz artışı bekleniyor olabilir. Bu durumda dolar değer kaybedebilir.
3) Piyasalarda yakın dönemde yaşanan oynaklık, Fed’in çıkış sürecini “daha geniş bir takvime” yaymasına neden olabilir.
4) Bütün bu gelişmeler ışığında, Fed üyelerinin faiz tahminini aşağı çekmesi sonrasında doların değer kaybetmesi beklenebilir.

Deniz KAHRAMAN

7 Mart 2016 Pazartesi

Draghi ve Bazuka Etkisi


Avrupa Merkez Bankası (ECB) para politikası kurulu toplantısına ilişkin sonuçlar, 10 Mart Perşembe günü saat 14:45’te açıklanacak. ECB Başkanı Mario Draghi’nin basın toplantısı 15:30’da düzenlenecek.

ECB 3 Aralık 2015 tarihinde, mevduat faizini 10 baz puan indirerek, -0,30% seviyesine çekmişti. Varlık alım programını Eylül 2016’dan Mart 2017’ye uzatmıştı. ECB %2 enflasyon hedefine ulaşana kadar, aylık bazda 60 milyar euro tutarında varlık alım programına devam edeceğine dikkat çekmişti.

21 Ocak 2016 tarihinde düzenlenen toplantıda, faizlerde değişikliğe gidilmemişti. ECB Başkanı Mario Draghi, gerekmesi durumunda tüm politika araçlarını yeniden gözden geçirebileceğini ifade etmişti.

10 Mart Toplantısında Neler Beklenmeli ?
Enflasyonun zayıf seyri, Avrupa Merkez Bankası’nı yeni bir hamle yapmaya zorluyor.


Euro Bölgesi enflasyon oranı, petrol fiyatının düşüşüyle Şubat ayında yeniden negatif bölgeye geriledi. Aşağıdaki grafikte enflasyonun yıllık değişimi gösteriliyor. Şubat’ta TÜFE’nin (HICP) yıllık bazda %0,20 düştüğü görülüyor.


ECB, 10 Mart Perşembe günü para politikası kurulu toplantısında, mevduat faizini 10 baz puan daha indirerek -%0,40 seviyesine çekebilir. Mevduat faizinde bankacılık sektörünü destekleyici yönde ikili-mevduat faizi (two-tier deposit rate) uygulamasına geçilebilir. Bu uygulama, farklı finansal kuruluşlara farklı mevduat faizi uygulaması anlamına gelmektedir.

Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin %98’i ECB’nin harekete geçeceğini düşünüyor. Katılımcıların tamamı mevduat faizinde indirim beklerken, %73’ü varlık alım programının miktarının artırılacağını (60 milyar euro) ve/veya vadesinin uzatılacağını (Mart 2017) düşünüyor.

ECB politika faizinden (-%0,30) daha yüksek faize sahip menkul kıymetler, varlık alım programı kapsamında satın alınabiliyor. Bu toplantıda, faiz tabanının kaldırılması olası.

Beklenti:

Mevduat Faizi: 10 baz puan daha indirilebilir. (-%0,30)
İkili Mevduat Faizi: Uygulamaya alınabilir.
Politika Faizi: Sabit kalabilir.
QE (Varlık Alım Programı) Süresi: Uzatılabilir (Mart 2017)
QE Miktarı: Artırılabilir (60 milyar euro)
QE Faiz Tabanı: Kaldırılabilir (-%0,30)

Piyasa Etkisi:
Senaryo 1: (Sürpriz Değil) Mevduat Faizi 10 baz puan indirilir + QE süresi ve miktarı uzatılır

Bu beklenti gerçekleşirse, piyasalar tarafından sürpriz bir hamle olarak düşünülmeyeceği için,
Avrupa borsaları hafif değer kaybedip, Euro/Dolar paritesi hafif yükselebilir.

Senaryo 2: (Bazuka Etkisi) Mevduat Faizi 10 baz puan/daha fazla indirilir + QE süresi ve miktarı uzatılır + QE faiz tabanı kaldırılır + standart dışı ek parasal teşvikler uygulamaya alınır.

Bu beklenti gerçekleşirse, piyasalar tarafından şu an için satın alınmadığından dolayı, sürpriz olarak değerlendirilebilir. Avrupa borsalarında hızlı yükselişlere, Euro/Dolar paritesinde 1.0800 seviyesi altına inilmesine neden olabilir.


Deniz Kahraman

4 Mart 2016 Cuma

İran'ın Dönüşü Muhteşem Olamadı

İran’a yaptırımlar Ocak ayında kaldırıldı. Ülkenin petrol piyasasına dönüşü merak edilen bir konu. Yaptırımların kaldırılmasıyla petrol ihracatı hızla artabilecek mi?

2011 yılının son döneminde İran’ın bildirilmemiş nükleer faaliyetlerinin askeri amaçlı olabileceğini dair kaygılarla birlikte yaptırım kararı alınmıştı. İran ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi 5 üyesi ve Almanya arasında, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde 14 Temmuz 2015 tarihinde anlaşma sağlandı. 16 Ocak 2016 tarihinde BM yetkilileri İran’a karşı uygulanan yaptırımların kaldırıldığını açıkladı.


İran yönetimi, yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte petrol üretimini mevcut seviyeye göre 1 milyon varil/gün daha artırarak 3.8 milyon varil/gün seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Aşağıdaki grafikte, İran’ın petrol üretimi ve yaptırım dönemi gösteriliyor. Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte petrol üretiminin de arttığı görülüyor.


Petrol Sevkiyatı ve Kısıtlamalar
İran petrol üretimini artırmasına rağmen, petrol sevkiyatında bazı kısıtlamalar söz konusu. Bu kısıtlamalardan biri, yaptırımlar kaldırılmasına rağmen uluslararası finansal sisteme erişimde yaşanan zorluklar. İran Ulusal Tanker Şirketi’ne (NITC) ait gemilere hala uluslararası standartlarda sigorta yaptırılamadı. Bu nedenle bazı alıcılar İran petrolünü satın almak konusunda isteksiz davranıyor. Bir diğer kısıtlama ise, Mısır yönetiminin İran petrolünün SUMED petrol boru hattı üzerinden sevkiyatına izin vermemesi. Yönetim, yaptırımların kaldırılmasına ilişkin koşulları yeniden değerlendirmeyi düşünüyor. Görselde gösterilen petrol boru hattı, Suveyş Kanalı’ndan geçmeden petrolün Akdeniz’e sevkiyatını mümkün kılıyor.

Sonuç ve Değerlendirme
İran’da yaptırım döneminde uluslararası finansal sisteme erişim kısıtlanmıştı. Ülkede bankacılık sistemi üzerinden para transferi neredeyse imkansız hale gelmişti. Petrol ticaretinin sağlıklı olarak yapılabilmesi için bankacılık sisteminde sorunların çözülmesi gerekiyor. Sisteme ilişkin sorunların çözülmesiyle, petrol tankerlerinin uluslararası standartlarda sigortalanması mümkün olabilir.


İran petrol piyasasına hızla dönemeyebilir. İran’ın piyasaya dönüşünü uzun ve engebeli bir yol olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.

Deniz KAHRAMAN