Deniz Kahraman

9 Eylül 2015 Çarşamba

ABD İstihdamı Güçlenmeye Devam Ediyor


ABD'de İstihdam Piyasası Koşulları Endeksi (LMCI) Ağustos ayı itibariyle ılımlı bir gelişme göstererek güçlenmeye devam etti. İstihdam piyasası koşullarının güçlenmesi, işsizlik oranının geri çekilmesi ve tüketici güveniyle açıklanabilir. Temmuz'da 1.8 olarak açıklanan ilk tahmin de 2.1 seviyesine doğru yukarı yönde revize edildi. 

Fed üyeleri hali hazırda, enflasyonda %2 hedefine doğru yükselişten "oldukça emin" olması durumunda, istihdam piyasasında "daha fazla gelişme" görmesi durumunda, "verilere bağlı olarak" faizleri "her toplantıda" artırabilir. 16-17 Eylül tarihinde düzenlenecek Fed/FOMC faiz kararı bu yönüyle önemli görülebilir. Eylül'de ilk faiz artışına başlanma ihtimali piyasa katılımcıları tarafından %28 olarak fiyatlanıyor. Önceki aylarda söz konusu ihtimal %50 seviyesindeydi.
Deniz KAHRAMAN

8 Eylül 2015 Salı

ABD'de Deflasyon Olasılığı Yeniden Yükseliyor


Enflasyona endeksli tahvillerin fiyatlamasından hesaplanan 5 yıllık deflasyon olasılığı ihtimali Atlanta Fed tarafından 2010'dan bu yana yayınlanıyor. Deflasyon olasılığı endeksi 5 yıllık dönemde deflasyon görülme ihtimalinin piyasa tarafından nasıl fiyatlandığını gösteriyor. Model, enflasyona endeksli tahvillerden (TIPS) beklenen getiriye dayanıyor. Grafikte 2020 yılında enflasyonun Nisan 2015 (-0,20%) seviyesinden daha düşük olma ihtimali gösteriliyor. 11 Ağustos'tan bu yana ilk defa deflasyon olasılığı yükseliyor.

11 Ağustos tarihi hatırlanacağı üzere Çin MB'nin yavaşlamanın önüne geçmek maksadıyla para biriminin değerini düşürmek için adım attığı tarih. İlgili tarih sonrasında küresel piyasalarda oynaklık oldukça yükselmişti. Emtia fiyatlarının uzun süre düşük kalacağı endişesi de ABD'de deflasyon görülme ihtimalinin yükselmesine neden olabilir.
Deniz KAHRAMAN

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Jackson Hole Bilgi Notu

ABD'nin Wyoming Eyaleti'nde gerçekleştirilen Jackson Hole Konferansı'nda Fed üyeleri para politikasına yönelik görüşlerini sundu. Fed Başkanı Janet Yellen ise konferansa katılmadı. ABD hisse senedi piyasasında yaşanan oynaklık ve Çin endişeleri Fed'in ilk faiz artışına başlamasında bir engel olarak değerlendirilmiyor. ABD'de istihdam piyasasının gelişme gösterdiği ve ekonominin "ılımlı" hızda büyüdüğü görülüyor. Enflasyonun petrol fiyatları ve güçlü dolar dolayısıyla daha uzun süre düşük kalması beklenebilir.

Fed Başkan Yardımcısı Stanley Fischer konferansta gerçekleştirdiği konuşmasında, ithalat fiyatlarında ve petrol fiyatlarında zayıflığın geride kalması durumunda enflasyonun %2 hedefine doğru ilerleyeceğini düşündüğünü ifade etti.

Fed mevcut sözlü yönlendirme itibariyle, enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlediğinden "oldukça emin" olması ve istihdam piyasasında "daha fazla gelişme" görmesi durumunda faizleri "her toplantıda" artırabilir. Stanley Fischer'ın ifadeleri faizlerin artırılacağı döneme yaklaşıldığına işaret ediyor. Ancak yorumlardan Eylül toplantısında faiz artışının gelebileceği yönünde bir sinyal alınamadı. Fischer aynı zamanda ilk faiz artışından çok, sürece odaklanılması gerektiğine dikkat çekti. Çıkış programının ise temkinli bir şekilde uygulanması gerekiyor.

Geçtiğimiz haftanın ilk günlerinde; New York Fed Başkanı William Dudley, Eylül seçeneğinin daha düşük bir ihtimal olduğunu ifade etmişti. Başkan Obama'nın önceki ekonomi danışmanı Lawrence Summers ise faiz artışının ertelenmesi hususunda Fed'e görüşlerini sunmuştu.

İngiltere Merkez Bankası da gelecek aylarda çıkış programına ilişkin yol haritasını yayınlayabilir. Piyasa katılımcıları ilk faiz artışının öncelikle Fed tarafından yapılacağını düşünüyor.

Oy hakkı olmayan üyelerden Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester, yakın zamanda geri çekilen petrol fiyatları, "faiz artış sürecini değiştirebilir" olarak görüşlerini sunmuştu. Aynı zamanda uzun dönemli faizlere ilişkin beklentisini %3,75 seviyesinden %3,50 seviyesine çekmişti.

Özetle, Jackson Hole konferansından belirgin bir işaret alınamasa da, Fed Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'ın ifadeleri önemli dip notlar içeriyor. Eylül seçeneği güçlü bir ihtimal olmasa da masada. En önemlisi de ilk faiz artışından ziyade, sürece odaklanmak gerekiyor. Çıkış programının uygulanmasının da "temkinli" bir şekilde yapılması önemli bir gereklilik.
Deniz KAHRAMAN

29 Ağustos 2015 Cumartesi

TCMB "Normalleşmeye" Başladı

http://parahaberi.com/tr-TR/haberler/356107/tcmb-normallesmeye-basladi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 29 Ağustos Cumartesi günü internet adresinden yaptığı açıklamayla 18 Ağustos 2015 tarihinde açıkladığı "küresel para politikalarının normalleşme sürecinde yol haritası" kapsamında bir adım attı. TCMB Fed'in ilk faiz artışına geçeceği dönemin yaklaştığını düşünüyor olabilir.

Sadeleşme Adımları

Telafi Faizi Artırımı
TCMB bankacılık sektörünün aracılık maliyetlerinin azaltılması ve çekirdek yükümlülüklerin desteklenmesi amacıyla, TL cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında, 1 Eylül 2015, 1 Ekim 2015 ve 1 Aralık 2015'te 50 şer baz puan olmak üzere 150 baz puan artırıma gitti.

Yabancı Para Zorunlu Karşılık Oranlarında Artırım
TCMB üç yıldan uzun vadeyi teşvik etmek maksadıyla 3 yıla kadar olan vadede Yabancı Para zorunlu karşılık oranlarını 500 ila 700 baz puan aralığında artırmıştır. Atılan adım daha önce borçlanmanın vadesinin uzatılması konusunda atılan adımlarla uyumludur.

Özetle, 18 Ağustos 2015 tarihinde duyurulan "Küresel Para Politikalarının Normalleşme Sürecinde Yol Haritası" kapsamında likidite politikası üzerine atılan düzenleyici adımlarla birlikte Fed'in normalleşme sürecinde yaşanması muhtemel oynaklığın etkisi hafifletilebilir. Söz konusu adımın gelecek haftada TL varlıklara olumlu yansıması beklenebilir.

Deniz Kahraman

28 Ağustos 2015 Cuma

Sabit Kur Rejimi'nden Çıkışta Sıradaki Ülkeler

Küresel piyasalarda yaşanan oynaklıkla birlikte "sabit kur rejimi" uygulayan bazı ülkeler bu uygulamadan vazgeçme kararı almıştı. Kazakistan Merkez Bankası 20 Ağustos Perşembe günü USD/KZT paritesi üzerinde uyguladığı sabit kur rejimini terk etmişti. Kazakistan'ın bu kararı almasındaki ana etken petrol fiyatlarının düşüşü olmuştu. Ülkelerin petrol gelirleri dolar cinsinden olduğu için para birimini dolar karşısında kontrol gücüne sahipti. Petrol fiyatlarının düşüşü kontrol gücünü zayıflattı.

Bloomberg Intelligence tarafından yapılan "kur tabanı kırılganlık endeksi" (currency peg vulnerability index) Ekvator Ginesi, Libya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Umman'ı en büyük risk altındaki ülkeler olarak değerlendiriyor. Söz konusu ülkelerin petrol fiyatlarının düşüşüyle birlikte kur tabanını kaldırma ihtimalleri yüksek değerlendiriliyor.  Yakın dönemde kur tabanını kaldırması olası ülkeler arasında Suudi Arabistan'da geliyor. Ancak söz konusu endeks Suudi Arabistan'ın kur tabanını korumakta "daha güçlü" konumda olduğunu gösteriyor.

Kur Tabanı Kırılganlık Endeksi
1) Petrol Gelirleri/GSYH
2) Cari Açık/GSYH
3) Dış Borç/Milli Gelir
4) Rezervlerin İthalatı Karşılama Oranı
5) Rezervlerin Dış Borcu Karşılama Oranı
6) 2010-2014 döneminde Reel Efektif Kurda Değişim
Deniz KAHRAMAN

26 Ağustos 2015 Çarşamba

İstihdam Piyasasında Zayıflık

http://parahaberi.com/tr-TR/haberler/347531/istihdam-piyasasinda-zayiflik

ABD ekonomisi küresel finans krizinin geride kalmasıyla istihdam piyasasında önemli ölçüde aşama kaydetmiş durumda. Fed enflasyonda yükselişten "oldukça emin" olması durumunda ve istihdam piyasasında "daha fazla gelişme" görmesi durumunda "verilere bağlı olarak" her toplantıda faiz artırımına başlayabilir. Fed politika metinlerinde yer alan, "istihdam piyasasında zayıflık" (labor market slack) istihdam piyasasının görünümü açısından yakından izleniyor.

Fed'in para piyasası operasyonlarını gerçekleştiren NY Fed tarafından yayınlanan akademik çalışma, istihdam piyasasında hali hazırda devam eden zayıflığın önemli ölçüde "demografik" nedenlere dayandığını gösteriyor. İstihdam piyasasında zayıflığı tek bir gösterge üzerinden ölçmek mümkün değildir. NY Fed bu nedenle istihdamın nüfusa oranı (E/P ratio) ve demografik değişkenlere göre düzeltilmiş iki değişkenden yararlanıyor. 

Zayıflık Hangi Aşamada?
NY Fed tarafından yapılan çalışmanın sonucu, E/P açığını 32 baz puan olarak rapor ediyor. Kasım 2010'da rakam 283 baz puan seviyesindeydi. İstihdam piyasasındaki zayıflık "hatırı sayılır ölçüde" azalmasına rağmen, hala doğal seviyeye ulaşabilmiş değil.  Araştırma sonucundaki bir diğer bulgu da Şubat 1994'te açık 92 baz puan seviyesindeyken ilk faiz artışına başlanmıştı. Sıkılaşma süreci sonladığında açık 14 baz puana gerilemişti. Haziran 2004'te ise -38 baz puan seviyesinde olan söz konusu açık ilgili dönemdeki sıkılaşma süreci sonlandığında -125 baz puana kadar gerilemişti. Bütün bu gelişmeler ışığında Fed ilk faiz artışına başlamak konusunda gecikmiş olabilir.

Yararlanılan Kaynak:
1) Mind the Gap: Assesing Labor Market Slack

Deniz KAHRAMAN

Emtia Piyasasında En Büyük Oyuncu Çin

http://parahaberi.com/tr-TR/haberler/347397/emtia-piyasasinda-en-buyuk-oyuncu-cin

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi üretime dayalı büyüme modeliyle şüphesiz ki emtia piyasasında da en büyük oyuncu konumunda. Çin, Altın üretiminin 1/4'ünü, pamuk üretiminin 1/3'ünü tek başına alıyor. Petrol üretiminin de önemli bir kısmı ülke tarafından satın alınıyor. Piyasa katılımcılarına göre, Çin yakın dönemde petrol fiyatlarının düşüşünü fırsat bilerek stratejik rezervlerini artırabilir. Ülkenin alım gücü emtia fiyatlarının fiziki talebi açısından oldukça önemli. Çin ekonomisinin daha düşük hızda büyüyeceği düşüncesi emtia fiyatlarının zayıflamasına neden oluyor.

WSJ tarafından hazırlanan bilgi grafiği, Çin'in emtia tüketimindeki payını gösteriyor. Küresel bakır tüketiminin %48'i Çin'den ileri geliyor. Hanehalkı ülke ekonomisinin her yıl %10 büyüyeceği normaline alışmıştı. Artık ülke için "yeni normal" de hanehalkı tarafından kabul görüyor.  Çin ekonomisi hatırlanacağı üzere 2015 yılı ikinci çeyreğinde yıllık bazda %7 büyümüştü.

Çin ekonomisi üretim-bazlı modelinden tüketim bazlı modele geçmesi durumunda, tarımsal emtia tüketimindeki payı artabilir. Halk daha kaliteli tüketim mallarını talep edebilir. Kahve ve Kakao ithalatının uzun dönemde artabileceği düşüncesi piyasa katılımcıları tarafından gözardı edilmiyor.

Şangay Vadeli Borsası'nda emtia piyasasında hacim 2014 yılında önceki yıla göre %31 artış göstermişti. Çelik, Çinko ve Alümünyum en fazla işlemin gerçekleştiği ürünler olmuştu. Şangay Altın Borsası'nın hacmi ise Temmuz'da 316 tona yükselerek yıllık bazda %44 artış göstermişti.
Yararlanılan Kaynak:  WSJ

Deniz KAHRAMAN